Bir Kpss Fenomeni “Semra Dilekçi”.. Röportaj!

Semra Dilekçi adını duymamış olanlar için ufak bir giriş yapalım. Kendisi özellikle 2018 Kpss Lisans sürecinde adından çokça söz ettirmiş, o yılki KPSS sınavından 95.85 puan almış ve kendi alanında branş birincisi olarak süreci basarıyla tamamlamış bir harita mühendisi. Semra Dilekçi kimdir? diyecek olursak. Özetle; kpss sürecinin ardından kendi tabiri ile Kpss’yi bir yaşam biçimi haline getiren, başarılı bir mühendis, sevilen bir instagram fenomeni, youtuber ve kendini geliştirmeye ve aramaya devam eden güçlü bir kadın diyebiliriz. Tabi bir blog yazarı olduğunu da unutmayalım. Semra Dilekçi Kpss Notlarını ve deneyimlerini semradilekci.com adresi üzerinden elde edebilirsiniz.

Yorumca.com ailesi olarak değerli dostumuz ile “Semra Dilekçi kimdir”, “Semra Dilekçi hayatı”, “Semra Dilekçi kpss izlenimleri” gibi tüm başlıkları içeren Semra Dilekçi Biyografisi tadında bir soru cevap röportajı hazırladık. Gelelim sorularımıza..

semra dilekçi kimdir semra dilekçi biyografi

Hoşgeldin Semra, Öncelikle değerli vaktini bize ayırdığın için teşekkür edelim.. Takip edebildiğimiz kadarı ile bir saniye durmuyorsun? Yorulmuyor musun?

Değerli sayfanızda bana yer ayırdığınız için ben teşekkür ederim. Evet… Genel olarak hep bir hareket halindeyim. Hayatımda her an meşgul olduğum bir şeyler var. Hep de vardı. Yorulmak insani bir duygu tabi ama ben yaptığım her şeyi çok güzel bir enerjiyle yapıyorum. Bu yüzden orada bir dönüşüm oluyor. İnsanı asıl yoran şey ruhsal sıkıntılardır. Beden yorgunluğu dinlenince geçer. Ruhu yorgun olmasın insanın… Bunun için önce kendi ruhuma iyi gelen aktiviteleri yapmayı öğrendim. Sonra enerjimi aşağı çeken insanlardan uzak durmayı…Ve insan kendini geliştirdikçe huzuru artıyor buna çok inanıyorum. Çünkü kafanı, “o ne giymiş, bu ne yapmış, şu ne demiş” sorularıyla doldurmuyorsun. Büyük resimde kendini görmeye başlıyorsun. Kendini gördüğün nokta da zaten dönüm noktan oluyor.

Kısaca şunu da sormuş olalım Semra Dilekçi Kimdir? Nerelidir? Kaç yaşındadır? Nasıl bir aile yapısı var?

Semra Dilekçi herkes gibi duyguları olan, bazen düşen ama sonunda hep kalkan, sadece kendine değil insanlığa da faydalı olmaya çalışan bir insan. Memleketim Elbistan ama uzun seneler Kocaeli, Zonguldak, Ankara’da bulunduğum için bir noktada benim bile bazen kafam karışıyor. 10 senedir dışarıdayım ve memlekete gittiğimde uzun süreler kalmıyorum. Çünkü şehir dışında hep işlerim oluyor.  Lisans eğitimim sırasında bile yaz tatillerinde ya staj ya iş hep başka şehirlerdeydim. Bu benim kendi ayaklarım üzerinde durmayı seven ve biraz da bağımsız ruhumdan kaynaklı. Eğer memleketim büyük bir şehir olsaydı belki orada da iş bulabilirdim. Ailemle aynı şehirde olurdum ama yine kendi evim olurdu. Fakat memleketimde imkânların kısıtlı olması nedeniyle orada kalmayı tercih etmiyorum.

1991 doğumluyum. Yani 30’a girdim. İnsan gerçekten korkusuzca ve dış etkilerden bağımsız düşüncelerle yaşamaya başladığında hayat başlıyor. Rakamlar teferruat.

4 kardeşiz. 3 kız 1 erkek. 4 kardeş olarak hayattaki en büyük şansımız şüphesiz ki anne babamız. Annem, liseye gittiğimde dahi sabah kalkıp kahvaltımı hazırlayan, ders çalışırken meyvemi eksik etmeyen, gerçek anlamıyla yemeyen yediren giymeyen giydiren kadın… Babam… Aslında bana sorulan çoğu sorunun cevabı onda. Çünkü ben tam olarak onun küçük haliyim. Babam bize hep “önce okuyun, kimseye muhtaç olmayın” dedi. Hep bunu öğretti. Çevremde bazı insanlar kızlarına daha lisede görücü getirirken; babama, biz üniversitedeyken dahi böyle bir şey teklif bile edilemezdi. Ablamlar zaten okul bittiğinde zamanı gelince kendi istedikleri kişiler ile evlendiler. Annem evde olmadığında da babam yemek yapar, sobayı yakardı biz yine ders çalışırdık.

Kısacası hep okuma, kendi ayaklarımın üzerinde durma, kimseye muhtaç olmama bilinciyle büyüdüm. Öte yandan bir o kadar ailemle farklı olduğum yönlerim de var ama zamanın farklılıklarına veriyorum ve onları kırmıyorum onlara evet deyip yine kendi bildiğim gibi yaşıyorum Bazen bana ne kadar şanlısın diyorlar. Hayatta bir şansım varsa evet annem babam konusunda çok şanlıyım. Allah sağlıklı uzun ömürler versin onlara.

KPSS sürecinden bahseder misin? Branş birincisi olacak kadar başarı göstereceğini tahmin ediyor muydun?

2016’da 82 puan alınca 2018 için tekrar hazırlanmakta bir an bile tereddüt etmedim. Çünkü yüksek puan alıp atanan Harita Mühendisleri vardı ve ben de yapabilirdim. Ama 2 yıl boyunca KPSS çalışmak istemedim. Türkiye’nin neresi olursa olsun iş bulmaya karar verdim. Sonra Yüksek Lisans olunca hayatım o yönde değişti. 3 yıl boyunca Zonguldak’ta yeni bir hayat başladı benim için. Fakat böyle net hedeflerde ben hep tek bir şeye odaklanırım. Önce Yüksek Lisans ders dönemini bitirdim. Sonra işe girdim. 7 ay kadar e-bebek’te çalışıp para biriktirdim. Daha sonra Kasım’dan Temmuz’a kadar her şeyi bıraktım 2018 KPSS’ye odaklandım.  O süreçte tabi kitap almaktan param da bitti. Sınav biter bitmez A101’de işe girdim. Tekrar maddiyatımı toparlamaya çalıştım. 5 ay sonra orayı da bırakıp tezime odaklandım. Sempozyumlara katıldım. Yüksek Lisansımı bitirdim. Youtube’a yoğun bir şekilde videolar yükledim. Bolca kitap okudum. Sonra zaten atandım.

2018’e başlarken ilk atamada atanacak kadar puan hedefi ile başladım. İkinci atamaya bile kalmak istemiyordum. Zamanla yapabildiğimi gördükçe 90+ puan hedefi koydum kendime. Bir gün bir videoda Zorlu Eğitim’in hocası “kendinize net bir hedef koyun” dedi. O gün kendime 94 puan hedefi koydum. Birincilik ise… Mantığım hep “bir kişi bile atanacaksa o kişi ben olmalıyım” şeklindeydi ama puan açıklandığında bile beklemiyordum. Yani insan iyi bir şeyler olacağını biliyor ama bu kadarını beklemiyor açıkçası.

Senden bahsederken özellikle “bir kpss fenomeni” olarak tanımladık buna katılıyor musun ve bundan memnun musun?

Aslında “KPSS’yi bir yaşam biçimi haline getirme” olayı tamamen bir şaka ama KPSS konuları çok ilgimi çekiyor. Bazen açıp Tarih, Coğrafya dinleyesim geliyor. Bu noktada şaka, ciddiye de dönmüş olabilir İnsanların benimle yolunun ilk kesişme noktası her zaman KPSS olduğu için evet doğru bir tabir olabilir. Ama tanıdıktan sonra çoğu kişi diyor ki “burada başka bir şey var”. Bu yüzden KPSS ile bilinmek beni sınırlıyor. Çünkü anlattıklarım KPSS’nin çok ötesinde.Ancak genel içerik KPSS olduğu için de böyle bilinmek normal. Şimdilik insanlar hangi yönümü biliyorlarsa öyle olsun sorun değil. Ama ileride vakit bulabilirsem mesleki, dil, enstrüman birçok alanda kanalımda kaliteli içeriklere yer vermek istiyorum. Tabi önce bu konularda kendi gelişimimde kat edecek yollarım var.

Blog yazıyorsun, YouTube kanalın var, İnstagram’da fenomensin ve başarılı bir mühendissin en çok hangisisin ve en çok hangisini seviyorsun?

Mühendisliğin bilgi ve becerilerimi geliştirdiğini düşünüyorum bu yüzden seviyorum. Ama iş olarak görüyorum. Yani mühendislik benim severek yaptığım mesleğim. Fakat diğer alanlar hobilerim ve en önemlisi hayatta beni besleyen alanım. Bu yüzden sosyal medyanın bendeki yeri ayrıdır her zaman.

Tüm bu yaptığın şeyler sana neler katıyor ve senden neler götürüyor?

Öncelikle ruhen iyi olmak ve birilerine faydalı olabilmek için önce hep kendimi düşünmeliyim. Bu yüzden önceliğim hep kendi gelişimim. Kalan vakitlerimde hatta bazen yaptıklarımla eş zamanlı olarak sosyal medyada paylaşım yapıyorum.Bir şekilde insanların kalbine dokunuyorum ve insan kazanıyorum bundan ötesi yok. İnsanlar sosyal medyaya sahte derler ama oradaki çoğu insan gerçek hayatımdan daha da gerçek. Seviyorum ve seviliyorum. Hayatta daha güzel bir şey var mıdır bilmiyorum. Bunu en çok takipçilerimle gerçek hayatta karşılaştığımda ve buluştuğumda fark ediyorum. Bazılarıyla gerçekten öyle bir bağım oluşmuş ki o heyecanlarını, o bakışlarını anlatmam mümkün değil. Fırsatım olmuyor görüşmeye nasıl olsun ama gördüklerim sayesinde anladım ki çok şeyden daha gerçek onlar. Bu yüzden benden götürdüğü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Zamanımı alıyor tabi ama zamanım kaybolmuyor, zamanımı değerlendirmiş oluyorum.

Güzel bir takipçi kitlen var ve yoğun etkileşim içindesiniz bunu nasıl başardın gerçekten bu kadar doğal mısın?

Instagramı ilk açtığımda kendi genel kültür notlarımı paylaşmak amaçlı açtım. Bu yüzden insanlara “takip istekleri davet amaçlıdır” diyerek istek atıyordum ki paylaşımlarım yerine ulaşsın. Ama ben sadece hocaları takip etmek istediğim için benim isteğimi kabul edenleri takipten çıkıyordum. Çünkü herkesi takip edersem hocaların paylaşımlarını kaçırırım. Sonuçta onlardan hala faydalanıyorum. Sonrasında bir arkadaş “çok ayıp önce istek atıyorsunuz sonra takipten çıkıyorsunuz” diye biraz ters ifadeler de kullanarak mesaj attı. İlk şokumu orada yaşadım ve o günden sonra hiçbir şekilde böyle şeyler yapmadım. Çekilişlerde bile etiket istemem. Sonuçta “sayfa kendi kendine büyürse sadece isteyenler, beni sevenler takip eder” dedim.

Bu yüzden her şey kendi kendine büyüdü ve bu benim için daha güzel oldu. Sayı çok olacağına gerçekten benden bir şekilde faydalananlar olsun sayfamda bundan yanayım.

Doğallık… Doğal mıyım bilmiyorum ama insanlar samimiyetime inanıyorlar. Gerçekten de bir kitap paylaşıyorsam sadece yararlı diye paylaşıyorum. Reklam amaçlı yapmıyorum. Bu noktada güvendikleri bir kişiyim. Evet bu konuda bana gönül rahatlığıyla güvenebilirler. Yalnız sınav sonuçlarını atarken lütfen TC kısmını karalasınlar. Bu kadar güven fazla..

Göz önünde olmanın kötü yanları da var tabi.. Daha önce seni sosyal medyadan rahatsız eden biriyle sıkıntı yaşadığından bahsetmiştin bu tür şeyler sık oluyor mu ve nasıl baş ediyorsun?

Göz önünde olmanın her şeyden önce bir kadın olarak ekstra zor yanları var.

İlk olarak hiçbir erkeğin videosunun altında “saçını şöyle yapsaydın, dudağın şöyle olsaydı” tarzı yorum görmedim. Ama kadınlar ekran karşısına geçiyorsa makyajı eksik olmamalı, saçı fönlü olmalı vs. Ama bunu yapan daha çok kadınlar.

İkincisi ise daha iğrenç olanı erkekler tarafından sosyal medyada taciz edilmek. Hani hakarete filan bile alışıyorsun ama bedenin ve cinsiyetin üzerinden yapılan zorbalığa tahammülün daha az oluyor tabi.

İlk başlarda bir olayda oturup hüngür hüngür ağladığımı biliyorum. “Nedense bu videon beni tahrik etti, dudaklar lens mi vs..” Bir eğitim kanalında bile bu tarz şeylerin olması beni gerçekten çok yıprattı. Sonrasında “Semra sen neden yıpranıyorsun dava aç onlar yıpransın” dedim. Bana “boşuna uğraşma” diyenler bile oldu. Ama iyi ki dava açmışım. Çok şey öğrendim o süreçlerde. Hatta sonrasında çok şaşırdığım bir olay daha yaşadım ve o olayı yaşatan kişiye, onu dava edeceğimi söyledim. “Yapma ben daha çocuğum 16 yaşındayım şaka yaptım” diye ağlamaya başladı. Youtube’da da aynı şekilde kendi kendilerine yorumlarını kaldırdılar. Bir kişi var sadece, dava ettiğim halde hala uğraşan. Onunla da yine hukuki sürecimiz devam ediyor.

Tabi ki bu kadar işimin gücümün arasında dava peşinde koşmak beni yoruyor. Ama bu tarz kişilerin amacı zaten bizleri sindirmek. Bu yüzden eskisi gibi ağlamayı değil hukuki haklarımı kullanarak onların ağlamasını tercih ediyorum.

Kpss anlamında takipçilerinin senin yönlendirmelerin ile ilerleme kat edebileceğini düşünüyor musun? Onlara katkın ne ölçüde oluyor?

Aslında ÖSYM’nin sınavları genel olarak zor değil. Sadece insanlara dış çevreden, zaten yapamayacakları, kapasitelerinin bile olmadığı, torpilsiz atanamayacakları aşılanmış. Halbuki temeli olmayan insan bile belki diğerlerinden daha fazla çalışacak evet ama sonuçta olmayacak bir şey yok.

Ben derslerle ilgili yönlendirmelerimin yanı sıra kişilerin kendilerine olan önyargılarını kırmaya çalışıyorum. “1 senede yapamadın mı, başka bir seçeneğin yoksa bir daha dene yorul ama sonra rahat et” diyorum. Bu anlamda evet katkım olduğunu düşünüyorum.

Derslere nasıl çalışılması gerektiği konusunda da elbette ki katkım oluyordur bunu geri dönüşlerden anlıyorum. Ama psikolojik olarak desteğimin daha çok olduğunu düşünüyorum. “Yorulduğumda sıkıldığımda tekrar tekrar senin videolarını izledim” diyenler çok oluyor. Deneme analiz videolarımın bile bu kadar etkili olduğunu bilmiyordum, karantinada izleyip motive olan çok arkadaşımız olmuş.

Ama gaza gelip başlayıp bırakanlar da var. Sürekliliği sağlayan güç onların kendi içinde. Çokça mesaj geldi sınav sonuçlarından sonra demek ki çokça katkım olmuş. Sağ olsunlar geri dönüşleri mutlu etti tabi beni. Ama hep şunu söyledim “katkım olmuş olabilir ama başarı senin başarın!”

Aşk, Evlilik, Çocuk sahibi olmak vs. bunlar sana ne kadar yakın kendini 5 sene sonra nerede görüyorsun?

Artık sanırım bu 5 sene soruları rafa kalkmalı. Bir ay sonrasını bile öngörebilen var mı içinizde? Açıkçası hayatımda en öngöremediğim alandan geldi soru. Çünkü şu an evlilik ile ilgili bir hayalim yok. Ne tamamen kendimi aşka kapatırım ne de aşkı aramaya koyulurum. Aşk olmazsa zaten yine şu anki görüşlerim, evlilik yapmayacağım yönünde.

Çocuk konusu… Çoğu kadının içinde vardır annelik. Ve bu bende fazlasıyla var. İşte bu noktada bu duygum, hayalini kuracak kadar çok var. Ebeveyn olmak sadece dünyaya çocuk getirmekle olmuyor. Ben şu anda yaptığım her şeyle kendimi anne olmaya da hazırlıyorum. Önce kendim öğreneceğim ki çocuğuma/çocuklarıma da öğretebileyim. Arabamı alıp çocuklarımla yüzmeye giderken İngilizce konuşsak çıkışta da gitar çalsak fena mı olur Bu noktada da olaylara geniş bir perspektiften bakamayan insanlar “koca olmadan nasıl olacak bu” diyor. Ben de diyorum “karnımda taşımak zorunda değilim şartlarımı hazırladığımda kalbimde büyüttüğüm bir kızım, bir oğlum neden olmasın?” Sonra kafalarında “kendi çocuğun gibi sever misin ki” düşünceleri beliriyor tabi. Benim sevgim sınırsız. Zaten ne demek kendi çocuğun, o elin çocuğu mu? Bir gün karnımda büyütsem de kalbimde büyüteceğim bir çocuğa da yer var hayatımın ileri dönemlerinde.

Konuyu kapatmadan bir instagram sayfası önermek isterim: kalptenbaba

Son olarak takipçilerine söylemek istediğin bir mesajın var mı? Bizi de biraz översin heralde :)..

Dünya dönüyorsa iyi insanların hatırına dönüyor. Benim hesaplarım da aynı şekilde… İyi insanlar hep var olsunlar onları seviyorum.

Son olarak siz yorumca.com’a teşekkür ederim. Normalde pek cevap vermeyeceğim sorulara sanırım samimiyetiniz sayesinde biraz açılıp cevap verdim. Değerli takipçilerimin, emek dolu sayfanıza göz atmasını isterim. 2021 dileklerim ile sonlandırmak isterim: her sene gibi bu sene de başta sağlık diliyorum sonra hepinizin gönlünden geçen her neyse hayırlısı ile olması dileğimle… Sevgiler…

Yorumca.com olarak tüm sorularımıza gönülden cevap veren Semra Dilekçi’ye sonsuz teşekkürler ediyoruz. Tüm sorularımıza özenle vermiş olduğu yanıtlar bizi çok etkiledi. Kendisini daha da yakından tanımış olma şansı bulduk. Hemen şuraya Semra Dilekçi’ye ait sosyal medya hesaplarını da bırakalım.. Başarılarının daim olması dileğiyle…

Semra DİLEKÇİ Youtube Kanalı

Semra DİLEKÇİ Web Sitesi

Semra DİLEKÇİ İnstagram Adresi

Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Pin on Pinterest
Pinterest

Bunu Mutlaka Paylaşmalısın!

Etiketler: , , , , ,

2 thoughts on “Bir Kpss Fenomeni “Semra Dilekçi”.. Röportaj!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: